15 Şubat 2019 Cuma

Nikola Tesla Hayatı Kısaca



Nikola Tesla, 1856 yılında Hırvatistan'ın Smiljan köyünde doğdu. İcatlara ilgisinin başlamasında, annesi Djuka Mandiç'in önemli bir etkisi oldu. Eğitim hayatına Realschule'de başladı. Üniversite eğitimi için Prag'daki Charles Ferdinand Üniversitesi ile Avusturya'daki Politeknik Üniversitesi'ne girmişse de eğitimini tamamlayamadı.

Üniversite eğitimini yarıda bıraktıktan sonra çalışma hayatına atıldı. İlk işini, Budapeşte'de bulunan bir telgraf şirketinde buldu. Burada yaklaşık iki yıl çalıştıktan sonra Paris'e gitti ve Continental Edison ismindeki şirkette çalışmaya başladı. Bu dönemde regülatörü icat etti. 1884 yılında ise Amerika Birleşik Devletleri'ne (ABD) gitti. Burada bir süre kendisi gibi mucit Thomas Edison'un yanında çalıştı. Kendisine verilen işi yapmasına karşın, vadedilen parasını alamayınca Edison'un yanından ayrıldı. 

Alternatif akım, Nikola Tesla'nın en büyük icadı olarak nitelendirilmektedir. Bu fikrini, beraber çalıştıkları zaman Edison'a açmışsa da kabul görmemişti. Fakat, o çalışmalarını sürdürdü ve sonunda başarıya ulaştı. Alternatif akımı kullanarak Nikaragua şelalesinden elektrik elde etmişti.  

Tesla'nın en büyük hayali kablosuz bir şekilde elektrik iletimini sağlamaktı. Bunun üzerine çok sayıda deney yaptı. Ancak bu hayalini gerçekleştiremeden hayatını kaybetti.

Bilim tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Nikola Tesla, 7 Ocak 1943 tarihinde hayata gözlerini yumdu. 

28 Aralık 2018 Cuma

İbn-i Haldun kimdir? İbn-i Haldun'un kısaca hayatı


İbn-i Haldun, 1332 yılında Tunus'ta dünyaya gelmiştir. Eğitimli bir aileye mensuptu. Ailesi uzun yıllar boyunca İspanya'da yaşamış, daha sonra Tunus'a yerleşmiştir.

Küçüklüğünden itibaren iyi bir eğitim almıştır. Din, matematik, tarih, hukuk, felsefe ve mantık dersleri aldı.

Hayatı boyunca çeşitli hükümdarların yanında görev yapmıştır. Tunus'ta devlet idaresinde çalıştıktan sonra Fas'a gitti. Burada, devleti yönetenlerin aynı zamanda dini lider olmasına itiraz ettiği için iki yıl hapis yattı.

Fas'ın ardından İspanya'ya gitti. Ünlü devlet adamlarıyla ilişkiler kurdu. 1382 yılında hacca gitti.

Devlet yönetimindeki işlerinin ardından çeşitli araştırmalar üzerine yoğunlaştı. Mısır'da bulunann El-Ezher Üniversitesi'nde dersler verdi.

İbn-i Haldun, 1406 yılında hayatını kaybetti.


Sosyolojinin öncüsü


İbn-i Haldun, Batılı yazarlar tarafından "tarihin felsefesini yapan" kişi ve "sosyolojinin öncüsü" olarak tanımlanmakta. [1]

İbn-i Haldun, çağdaş sosyoloji ile benzer olan birçok fikri içeren eserler üretti. Toplumun bilimsel olarak incelenmesine, ampirik araştırmaya ve toplumsal fenomenlerin nedenini aramaya bağlı kaldı. Çeşitli toplumsal kurumlara (örneğin siyaset ve ekonomi) ve onların birbirleriyle ilişkilerine büyük önem verdi. [2]

İbn-i Haldun'un tanınmasını sağlayan en önemli eseri, Kitabu'l İber adlı kitabına yazdığı giriş mahiyetindeki Mukaddime'dir.


Tarih anlayışı


İbn-i Haldun'a göre tarih, yalnızca geçmişte yaşananları aktaran bir bilim dalı değildir. Tarihi olayların nedenlerine ve detaylarına bakılması gerektiğini belirtmiştir.

İbn-i Haldun'a göre insan, sosyal bir varlıktır. Bu sebeple de toplum içinde yaşamaya mecburdur.

İbn-i Haldun, iklim koşullarının insanların karakterleri ve sosyal yaşantısı üzerinde etkili olduğunu savunur. Uygarlığın gelişmesi için en uygun iklimin aşırı soğuk ya da sıcak değil ılıman iklim olduğunu ifade etmiştir.


İbn-i Haldun'un eserlerinden bazıları

  • Mukaddime
  • Kitabu'l İber
  • Lubab'ul-Muhassal
  • Şifau's-Sail li-Tehzibi'l-Mesail
  • Kaside-i Bürde şerhi

Kaynakça

[1] Prof. Dr. Ayferi Göze, Siyasal Düşünceler ve Yönetimler, 16. Baskı, İstanbul, Beta Yayıncılık, 2016, s.99
[2] George Ritzer, Jeffery Stepnisky, Sosyoloji Kuramları, 1. Baskı, Ankara, De Ki Basım Yayım, 2014, s.4

25 Aralık 2018 Salı

Kemal Tahir'in Hayatı Kısaca



Ünlü romancı Kemal Tahir'in gerçek ismi İsmail Kemalettin Demir'dir. 1910 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Kemal Tahir'in babası Yüzbaşı Tahir Bey, annesi Nuriye Hanım'dır. 

Babasının işinden ötürü eğitimini farklı yerlerde sürdürmek zorunda kaldı. Ailesi İstanbul'a taşınınca bugün Galatasaray Lisesi olarak bilinen Mekteb-i Sultani'ye başladı. Fakat okulu yarıda bırakmak zorunda kaldı.

Okulu yarıda bırakmasının ardından çeşitli işlerde çalıştıktan sonra 1932 yılında gazetecilik yapmaya başladı. Vakit ve Son Posta gazeteleri ile Geçit, Yedigün ve Karikatür dergilerinde çalıştı. Bir dönem de Tan gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı.

1938 yılında kamuoyunda "Donanma Davası" olarak bilinen davanın sonucunda 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 12 yıl hapis yattıktan sonra çıkan afla birlikte özgürlüğüne kavuştu. Edebi çalışmalarını cezaevinde de sürdürmüştü. Daha sonra 6-7 Eylül olaylarının ardından yine tutuklandı. 6 ay hapis yattı. 

1965 yılında "Yorgun Savaşı", 1967 yılında ise "Devlet Ana" adlı romanı yayımlandı. "Devlet Ana" romanı ile Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü kazandı. 

Kemal Tahir, 21 Nisan 1972 tarihinde geçirdiği bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. 

Kemal Tahir, edebiyatımızın en üretken yazarlarından birisidir. Köy edebiyatımızın önemli temsilcilerinden olan Kemal Tahir, eserlerinde yalın bir dil kullanmıştır.

Kemal Tahir'in Eserlerinden Bazıları

Devlet Ana
Yorgun Savaşçı
Esir Şehrin İnsanları
Kurt Kanunu
Yol Ayrımı
Hür Şehrin İnsanları
Körduman
Sağırdere
Karılar Koğuşu

23 Eylül 2018 Pazar

Zeki Müren Hayatı Kısaca


Türk Sanat Müziği'nin en önemli isimlerinden biri olan Zeki Müren, 6 Aralık 1931 tarihinde Bursa'da dünyaya geldi. Babası Kaya Müren, annesi ise Hayriye Müren'di. Öğrenimine Bursa Osmangazi İlkokulu'nda başladı. Daha sonra öğrenimini Tophane İlkokulu ve Alkıncı İlkokulu'nda sürdürdü. Bu sırada müziğe ilgi duyan Müren, tamburi İzzet Gerçeker'den eğitim aldı. Lise öğrenimini İstanbul'da bulunan Boğaziçi Lisesi'nde birincilikle tamamladı. 

1950 yılında bugünkü adıyla Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olan İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne kaydoldu. 1951 yılında TRT İstanbul Radyosu tarafından düzenlenen solistlik yarışmasını birincilikle kazandı. İstanbul Radyosu sanatçılarından Perihan Altındağ Sözeri'nin rahatsızlanması üzerine onun yerine kendisi konser için çağrıldı ve böylece ilk konserini vermiş oldu. 

Radyodaki çalışmalarını uzun yıllar sürdüren Müren, ilk sahne konserini 1955 yılında verdi. Aynı yıl "Manolyam" adlı eseriyle Altın Plak Ödülü'nü kazandı. 

1954 yılında "Beklenen Şarkı" filminde oynadı. Böylece sinema kariyeri de başlamış oldu. Bu filmin dışında 18 filmde daha başrol olarak oynadı. 

1976 yılında Londra'da bulunan Royal Albert Hall'da konser verdi ve burada konser veren ilk Türk sanatçı oldu. 

1984 yılında Bodrum Kalesi'nde son konserini verdi. Bu konserden elde edilen gelirin tamamını antik tiyatronun restorasyonu için verdi. 

1991 yılında "Devlet Sanatçısı" unvanına layık görüldü. 

24 Eylül 1996 tarihinde hayatını kaybeden Müren, tüm mal varlığını Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve Mehmetçik Vakfı'na bağışladı. 

Zeki Müren, sanat yaşamı boyunca yaklaşık 300 civarında eser besteledi. 

13 Şubat 2018 Salı

Marshall Yardımı ve Türkiye


İkinci Dünya Savaşı'nın getirmiş olduğu yıkım Avrupa'da büyük bir kaos yaratmış ve Sovyetler Birliği'nin desteklediği komünist partiler güç kazanmıştı. Yaşanan bu gelişme ABD tarafından tedirginlikle karşılandı. Onlara göre bunu engellemenin yolu Avrupa'nın özellikle maddi açıdan güçlendirilmesiydi. Ayrıca ekonomisi bozuk olan bir Avrupa, ABD'nin ihracatını da olumsuz etkilemekteydi. Avrupa'nın ekonomik açıdan güçlendirilmesi hem Sovyet etkisini sınırlandıracak hem de ABD'nin ihracatını artıracaktı. 

ABD Dışişleri Bakanı General Marshall, 1947 yılında Harvard Üniversitesi'nde yaptığı bir konuşmada ABD'nin dünyanın iktisadi bakımdan sağlığına kavuşması için elinden gelen her türlü yardımı sağlaması gerektiğini söyledi. 

12 Temmuz 1947 tarihinde İngiltere, Fransa, Avusturya, Türkiye, Yunanistan, Danimarka, İzlanda, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Portekiz, Hollanda, Norveç, İsveç ve İsviçre temsilcileri Paris'te bir araya gelerek ihtiyaçları saptamak için Avrupa Ekonomik İşbirliği Konferansı adında bir örgüt kurdular. 

Marshall Yardımı ve Türkiye 

Amerikalı uzmanlar başlangıçta Marshall yardımlarının esas olarak savaştan harap olmuş ülke ekonomilerini canlandırmaya yönelik bir program olduğunu, Türkiye'nin durumunun da buna uymadığını ileri sürerek Türkiye'ye yardım verilmesine karşı çıktılar. Fakat 1948 yılında Türkiye de yardım kapsamına alındı. 

Marshall yardımları daha detaylı incelendiğinde Türkiye için olumsuz maddelerin olduğu görülecektir. Türkiye'ye verilecek yardımların şartı açık ve net olarak belirmişti: Yardımlar tarım ve ulaşım alanında kullanılmalı! Sanayi alanında bu yardımları kullanamayan Türkiye, böylece Avrupa'nın gıda ve hammadde deposu olacaktı. 

Nikola Tesla Hayatı Kısaca

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı