28 Şubat 2019 Perşembe

İyonyalılar Hakkında Kısa Bilgi



İyonyalılar hakkında bilinmesi gereken 9 bilgiyi maddeler halinde ve kısaca derledik. 

1. İyonya, M.Ö. 1200'lü yıllarda Yunanistan'dan göç eden Akaların Batı Anadolu kıyılarında kurdukları bir devlettir. İyonya olarak adlandırılan bölge, İzmir ile Büyük Menderes arasında kalan kıyı bölgesidir. 

2. İyonyalılar, "polis" olarak adlandırılan şehir devletleri halinde örgütlenmişlerdir. Yani merkeziyetçi yapıda bir yönetim kuramamışlardır. Bu şehir devletlerinden bazıları şunlardır: Efes, Milet, Foça ve İzmir.

3. İyonya şehir devletleri, tarihi süreç boyunca üç yönetim tarzı ile yönetildiler: Krallık, oligarşi ve demokrasi

4. Lidyalılar, Anadolu ile ticaret yapmalarını engelledikleri için deniz ticaretine yoğunlaşmışlar ve çeşitli yerlerde koloniler kurmuşlardır.

5. Ticaretin gelişmesi, ülkelerini maddi bakımdan kalkındırdığı gibi farklı kültürlerle de etkileşime girmelerini sağlamıştır. Bu durum ise bilim ve kültür alanında gelişmelerinin yolunu açmıştır. Öyle ki, İyonyalılar, Anadolu'da kurulan İlk Çağ uygarlıkları arasında en gelişmiş medeniyet olarak kabul edilmektedir. 

6. Bilim ve kültür alanında oldukça ilerlemiş bir uygarlık olan İyonya'da yetişen bazı bilim adamlarını şu şekilde sayabiliriz: Heredot, Hipokrat, Diyojen, Anaksimandros, Pisagor, Teodorus

7. İyonya'da çok tanrılı bir dinsel inanış vardı. Tanrılarını insan biçimde düşünmüşler ve heykellerini yapmışlardır.

8. Perslerin saldırısı sonucunda yıkılmıştır. 

9. İyonyalılardan kalan mimari eserler şunlardır: Efes'te bulunan Artemis Tapınağı, Apollon Tapınağı ve Hera Tapınağı

Asurlular Hakkında Kısa Bilgi


Asurlular hakkında bilmeniz gereken bilgileri maddeler halinde derledik. İşte Asur Devleti hakkında 10 bilgi:

1. Sami kökenli bir kavim olan Asurlular, Yukarı Mezopotamya'da (bugünkü Güneydoğu Anadolu'da) kurulmuştur. 

2. Asurluların başkenti Ninova şehridir. 

3. İLK KARA TİCARET KOLONİSİNİ KURDULAR

Ticari faaliyetler bakımından oldukça gelişmiş bir topluluktur. Anadolu'da ticaret kolonileri kurmuşlar; böylece tarihteki ilk kara ticaret kolonisini kuran topluluk olmuşlardı. 

4. ANADOLU'YA YAZIYI GETİRDİLER

Anadolu'nun yazıyla tanışmasını sağlamışlardır. Anadolu ile ticari faaliyetler dolayısıyla kültürel bir etkileşim yaşanmıştır. Kayseri'deki Kültepe bölgesinde çok sayıda ticari içerikli Asurca tablet bulunmuştur. 

5. En güçlü dönemlerini Kral Asurbanipal'la yaşadılar. Onun döneminde ülkenin sınırları Basra Körfezi'nden Mısır ve Toroslara kadar uzanmıştır. Böylece en geniş sınırlarına ulaştılar.

6. ATLI BİRLİKLERİ İLK KULLANAN TOPLULUK

Ön Asya'da atlı birlikleri kullanan ilk topluluk olmuşlardır. 

7. TARİHTEKİ İLK KÜTÜPHANEYİ KURDULAR

Tarihteki ilk kütüphane Asurluların başkenti Ninova'da kurulmuştur. Bunu gerçekleştiren kişi Kral Asurbanipal'dır. 

8. Çeşitli yerlere "Karum" adı verilen ticaret merkezleri kurdular. 

9. Asurlular, bağımsızlıklarını kazanmadan önce Babillere ve Mittanilere bağımlı kalmışlardı. 

10. YIKILIŞLARI

Asurluların yıkılışı, Asurbanipal'in ölümünden sonra gerçekleşti. Önce İstkitler tarafından istila edilen topluluk, daha sonra Babiller tarafından yıkılmıştır. 

27 Şubat 2019 Çarşamba

Ziya Paşa Hayatı Kısaca



Ziya Paşa
Asıl adı "Abdülhamid Ziyaeddin" olan Ziya Paşa, 1829 yılında İstanbul'da doğdu. Öğrenimine Mahalle Mektebi'nde başladı ve daha sonra sırasıyla Mekteb-i Ulum-i Edebiye ve Beyazıt Lisesi'ne gitti.

Edebiyatla tanışması, küçük yaşlarda okuduğu Aşık Garip, Aşık Kerem ve Aşık Ömer'in şiirleriyle gerçekleşti. [1]  Öğrenimini tamamladıktan sonra Sadaret Mektub-i Kalemi ve Mabeyn-i Hümayun'da görev yaptı. Mehmet Emin Ali Paşa sadrazam olunca Atina elçiliğine atandı. Bir süre çeşitli yerlerde mutasarrıf olarak görev yaptı.

1859 yılında, ünlenmesini sağlayan ve 132 beyitten oluşan "Terci-i Bend" adlı şiirini kaleme aldı. Yazıları yüzünden Kıbrıs'a atanınca, Namık Kemal'le birlikte Paris'e gitti. Daha sonra Londra'ya geçtiler ve burada "Hürriyet" gazetesini çıkardılar. 

1871 yılında İstanbul'a dönen Ziya Paşa, çeşitli yerlerde valilik yaptı. 17 Mayıs 1880'de vefat etti. 

ZİYA PAŞA'NIN EDEBİ KİŞİLİĞİ

  • Ziya Paşa, şiirlerinde ağır bir dil kullanmıştır. 
  • Şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır. 
  • "Şiir ve İnşa" adlı makalesinde Divan Edebiyatı'nı eleştirmiş; fakat "Harabat" adlı eserinde ise tam aksine Divan Edebiyatı'nı övmüştür. 
ZİYA PAŞA'NIN ESERLERİ

Şiir ve İnşa
Harabat
Terci-i Bend
Terkib-i Bend
Defter-i Amal
Eş'ar-ı Ziya
Rüya
Veraset Mektupları

KAYNAKÇA

[1] DONBAY Ali, "Tanzimat Dönemi Tenkit Anlayışı Çerçevesinde: Ziya Paşa'nın 'Şiir ve İnşa' Makalesi", Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S.10 (2001), s. 184

Refik Halit Karay Hayatı Kısaca

Refik Halit Karay
Refik Halit Karay kimdir? Refik Halit Karay'ın kısaca hayatı.

Refik Halit Karay, 15 Mart 1888 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Lise öğrenimini Mekteb-i Sultani'de, yükseköğrenimini ise İstanbul Mekteb-i Hukuk'ta tamamladı. 

Eğitimini tamamladıktan sonra bir süre memur olarak görev yaptı. 1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilan edilmesinin ardından gazeteciliğe yöneldi. Bir süre Tercüman-ı Hakikat gazetesinde çalıştı. Fakat yazılarından ötürü sürgüne gönderildi. Sürgün hayatı bittikten sonra önce öğretmenlik, daha sonra ise Posta ve Telgraf Müdürlüğü'nde genel müdürlük yaptı. 1919 yılında en önemli eserlerinden olan "Memleket Hikayeleri" adlı hikaye kitabı yayımlandı. 

1922 yılında "Aydede" isminde bir mizah dergisi çıkarmaya başladı. Bu dergide, Kurtuluş Savaşı'nın aleyhine yazılar yazdığı gerekçesiyle vatan hainliğiyle suçlandı ve yüzelllikler listesine girdi. 9 Kasım 1922 tarihinde gizlice bindiği bir vapurla İstanbul'dan ayrılarak uzun bir süre Halep ve Beyrut'ta yaşadı. 

Refik Halit Karay, Mustafa Kemal Atatürk'ün kalemini beğendiği bir yazardı. 1938 yılında çıkarılan af sonucunda Türkiye'ye döndü. Türkiye'den ayrılmadan önce çıkardığı Aydede dergisini tekrardan çıkarmaya başladı. 18 Temmuz 1965 tarihinde hayatını kaybetti. 

EDEBİ KİŞİLİĞİ

"Memleket Hikayeleri" adlı kitabı ile "köy edebiyatı"nın öncülüğünü yapmıştır. Zira o güne kadar İstanbul'la sınırlı olan hikayeciliği Anadolu'ya taşımıştır. Eserlerinde sade ve anlaşılır bir dil kullanmıştır. 

REFİK HALİT KARAY'IN ESERLERİNDEN BAZILARI

HİKAYE

Memleket Hikayeler
Gurbet Hikayeleri

ROMAN

Karlı Dağdaki Ateş
Yüzen Bahçe
İstanbul'un İç Yüzü
Bu Bizim Hayatımız
Bugünün Saraylısı
Kadınlar Tekkesi
Sürgün
Çete

OYUN

Kanije Müdafaası 

Truva Antik Kenti Hakkında Kısa Bilgi

Truva Antik Kenti (Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı)
TRUVA ANTİK KENTİ NEREDE?

Truva Antik Kenti, Çanakkale yakınlarındaki Hisarlık Tepesi'nde yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Truva, Homeros'un İlyada Destanı'na konu olmuştur. 

TRUVA'DAKİ UYGARLIK KATMANLARI

Dünyaca ünlü antik kentlerden olan Truva'da, 9 uygarlık katı olduğu kabul edilmektedir. İlk tabaka, M.Ö. 3000-2500 yılları arasını kapsamaktadır. Bu tabaka, bir yangın neticesinde sonlanmıştır. İkinci katman ise M.Ö. 2500-2200 yıllarını kapsamakta olup istila sonucu yıkılmıştır. Bu şekilde ilerleyen katmanların son durağı olan dokuzuncu katman M.Ö. 85-M.S. 500 yılları arasını kapsamaktadır. Bu dönem Romalılara denk gelmektedir. Roma'nın ardından ise Bizans dönemi başlamıştır. 

Truva Antik Kenti, 1998 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne alınmıştır. 

Truva'daki ilk kazılar, 1871 yılında Heinrich Schiemann tarafından yapılmış; 1893 ve 1894 yıllarında ise Whilhelm Dörpfeld ve C.W. Blegen tarafından yapılmıştır. 1932 yılında ABD'li bir grup araştırmacı tarafından kazılar yapıldı. 1988 yılında Prof. Dr. Manfred Korfmann başkanlığında kazı çalışmalarına başlandı.  

Korfmann tarafından yapılan araştırmalara göre, Truva'da M.Ö. 1600'lü yıllarda beyin ameliyatının yapıldığı tespit edilmiştir. 

Truva, önemli bir ticaret merkeziydi. Bu durum, dış tehdit riskini artırdığından dolayı savunma bakımından çeşitli önlemler almışlardır. Örneğin; kalelerinde demir kullanmışlardır. Bu, o dönem hiç görülmeyen bir gelişmeydi.

Öte yandan bölge, Avrupa'nın en büyük arkeolojik alanı olmuştur.

Truva'da bulunan eserler, Çanakkale Arkeoloji Müzesi ve İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. 

Homeros'un İlyada Destanı'nın 22. bölümünde Troyalılar ile Akhalılar arasındaki savaş anlatıldığı gibi, Troya kentindeki sosyal yaşam hakkında da bilgiler verilmektedir. 

Fazıl Hüsnü Dağlarca Hayatı Kısaca

Fazıl Hüsnü Dağlarca
Fazıl Hüsnü Dağlarca, 26 Ağustos 1914 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini farklı illerde tamamladı. Lise öğrenimini ise Kuleli Askeri Lisesi'nde tamamladı. Mezuniyetinin ardında yaklaşık on beş yıl boyunca orduda görev yaptı. 1950 yılında ise ordudan ayrıldı. Bir süre Çalışma Bakanlığı'nda görev yaptıktan sonra emekli oldu.

Küçük yaşlardan itibaren edebiyata ilgi duydu. 13 yaşındayken Yeni Adana gazetesinin düzenlediği öykü yarışmasında birinci oldu. [1] Bir yandan Harp Okulu'nda öğrenimini sürdürürken bir yandan da Varlık dergisinde şiirleri yayımlanıyordu. 1935 yılında ilk şiir kitabı "Havaya Çizilen Dünya" yayımlandı. [2]

Yeditepe, Türk Yurdu, Varlık ve Kültür Haftası gibi dergilerde şiirleri yayımlandı. 1955 yılında yayımlanan "Asu" adlı şiir kitabıyla Yeditepe Şiir Armağanı'nı kazandı. "Kitap Kitabevi" adını verdiği kendi yayınevini kurdu. 1960 yılında "Türkçe" isimli bir dergi çıkarmaya başladı. 1964 yılına kadar 43 sayı çıkardı. "Delice Böcek" adlı eseriyle Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü'nü kazandı. 2005 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca "Kültür Sanat Hizmet Ödülü"ne layık görüldü. 

Edebiyatımızın en üretken şairlerinden Fazıl Hüsnü Dağlarca, 15 Ekim 2008 tarihinde hayatını kaybetti.

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA'NIN BAZI ESERLERİ

Havaya Çizilen Dünya
Asu
Çocuk ve Allah
Toprak Ana
Aç Yazı
Üç Şehitler Destanı
Kuş Ayak
Kubilay Destanı
Türk Olmak
Çakırın Destanı
Çanakkale Destanı
Delice Böcek

KAYNAKÇA

[1] Yapı Kredi Yayınları, Fazıl Hüsnü Dağlarca, (Erişim Tarihi: 27.02.2019)
[2] "Dağlarca: Şiir mucizedir", Radikal, 02.06.2005


26 Şubat 2019 Salı

Neşet Ertaş Hayatı Kısaca

Neşet Ertaş
"Bozkırın Tezenesi" lakabıyla bilinen usta müzisyen Neşet Ertaş, 1938 yılında Kırşehir'de dünyaya geldi. Babası Abdallık geleneğinin önemli temsilcilerinden Muharrem Ertaş, annesi ise Döne Ertaş'tır. 

Küçük yaşlarda bağlama ve keman çalmayı öğrendi. Babasıyla birlikte düğünlere giderek hem çaldı hem söyledi. Bu sebeple düzenli bir eğitim alamayan Neşet Ertaş, ağabeyi Necati Ertaş sayesinde okuma yazma öğrendi.

1957 yılında İstanbul'a gelerek "Neden Garip Garip Ötersin Bülbül" ismindeki ilk plağını çıkardı. Bir süre İstanbul'da çalıştıktan sonra Ankara'ya yerleşti ve çalışmalarına burada devam etti. Bu dönemde Leyla Hanım'la hayatını birleştirdi ve bu evliliğinden iki kız, bir erkek çocuğu dünyaya geldi. 

1978 yılında parmakları felç olunca tedavi görmek için Almanya'ya gitti. Uzun bir süre Almanya'da kaldıktan sonra 2000 yılında Türkiye'ye geldi. İstanbul'da verdiği konserle birlikte tekrardan sahnelere döndü. 

UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" olarak ilan edildi. 2006 yılında ise TBMM tarafından "Üstün Hizmet Ödülü"ne layık görüldü.[1]

Neşet Ertaş, 25 Eylül 2012 tarihinde vefat etti. 


NEŞET ERTAŞ'IN BAZI ESERLERİ

Zülüf Dökülmüş Yüze
Mühür Gözlüm
Gönül Dağı
Gönül Yarası
Zahidem
Çiçekdağı
Seher Vakti
Kendim Ettim Kendim Buldum
Cahildim Dünyanın Rengine Kandım


KAYNAKÇA

[1] TBMM Onur Ödülü ve Üstün Hizmet Ödülü Sahipleri, TBMM, (Erişim Tarihi: 26.02.2019)

Aziz Sancar kimdir? Kısaca hayatı

Aziz Sancar
Prof. Dr. Aziz Sancar, 8 Eylül 1946'da Mardin'in Savur ilçesinde doğdu. Çiftçi bir ailenin sekiz çocuğundan yedincisiydi. Üniversiteye kadarki eğitimini Mardin'de tamamladı. 1963 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni 1969 yılında birincilikle bitirdi. 

Üniversiteden mezun olduktan sonra bir süre doğduğu yer Savur'da sağlık ocağında görev yaptı. Bunda, üniversiteden bir hocasının "Tıp fakültesi mezunu herkesin uzmanlıktan önce birkaç yıl hasta bakmalı" sözünün tesiri oldu. 

Burslu olarak önce John Hopkins Üniversitesi'ne, sonra da Teksas Üniversitesi'ne girdi. Moleküler Biyoloji alanında yüksek lisans ve doktorasını tamamladı. 1977 yılı ile 1982 yılları arasında Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yaptı. Bu dönemde DNA onarımı üzerine araştırmalarda bulundu ve doçentlik tezini bitirdi.

2005 yılında ABD Ulusal Bilimler Akademisi üyeliğine seçildi. Aziz Sancar, ABD Ulusal Bilimler Akdemisi üyeliğine seçilen ilk Türk olmuştu. Ertesi yıl ise Türkiye Bilimler Akdemisi'ne seçildi. 

Sancar, ABD'de bir yandan bilimsel çalışmalarını sürdürürken bir yandan da yardım çalışmalarına ağırlık verdi ve eşiyle birlikte Aziz&Gwen Sancar Vakfı'nı kurdu. Vakfın amacı, ABD'de öğrenimini sürdüren Türk öğrencilere yardım etmekti. 

2015 yılında Nobel Kimya Ödülü'ne layık görüldü.

AZİZ SANCAR'IN ALDIĞI ÖDÜLLER

Ödül
Yıl
ABD Ulusal Bilim Vakfı Genç Araştırmacı Ödülü
1984
Amerikan Fotobiyoloji Derneği Ödülü
1990
ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü
1995
TÜBİTAK Bilim Ödülü
1997
ABD Fen ve Sosyal Bilimler Akademisi Ödülü
2004
Vehbi Koç Ödülü
2007
Nobel Kimya Ödülü
2015

25 Şubat 2019 Pazartesi

Mehmet Emin Yurdakul Hayatı Kısaca

MEHMET EMİN YURDAKUL
Milli Edebiyat'ın ve Türkçülüğün önde gelen isimlerinden Mehmet Emin Yurdakul, 13 Mayıs 1869 tarihinde İstanbul'da doğdu. Eğitim hayatına Saray Mektebi'nde başladı, daha sonra Beşiktaş Askeri Rüştiyesi'ne gitti. Yükseköğrenim için farklı zamanlarda Mekteb-i Mülkiye ve İstanbul Hukuk Mektebi'ne kaydoldu, ancak her iki okulu da bitiremedi. 

Okulu bıraktıktan sonra devlet memuru olarak çeşitli kurumlarda görev yaptı. Bir yandan edebi çalışmalarını da sürdürdü. İlk şiiri "Cenge Giderken" Asır gazetesinde yayımlandı. Bu dönemde "Servet-i Fünun" ve "Muktebes" gibi dergilerde de şiirleri yayımlandı. Farklı tarihlerde Erzurum, Sivas ve Hicaz'da valilik yaptı. 

1912 yılında İstanbul'da kurulan Türk Ocağı'nın kurucuları arasında yer aldı. Aynı zamanda örgütün ilk genel başkanı oldu. 1913 yılında Musul Milletvekili olarak Meclis-i Mebusan'a girdi. 

1921 yılında Anadolu'ya geçerek Milli Mücadele'ye katıldı. Anadolu'nun çeşitli yerlerinde halkın motivasyonunu artıracak konuşmalar yaptı. Cumhuriyetin ilanından sonra milletvekili olarak TBMM'de yer aldı. 

Mehmet Emin Yurdakul, 1944 yılında vefat etti. 

MEHMET EMİN YURDAKUL'UN EDEBİ KİŞİLİĞİ

  • Şiirlerinde Türkçülüğü savunmuştur. 
  • "Türk Şairi" ve "Milli Şair" olarak da bilinmektedir. 
  • Şiirlerini, hece ölçüsüyle ve sade bir dille yazmıştır. 
  • Farklı nazım biçimlerini kullanmıştır. 
MEHMET EMİN YURDAKUL'UN BAZI ESERLERİ

Türk Sazı
Zafer Yolunda
Cenge Giderken
Zafer Yolunda
Mustafa Kemal
Dicle Önünde
Ordunun Destanı
Turan'a Doğru
Tan Sesleri 

24 Şubat 2019 Pazar

Türklerin Kullandığı Takvimler Sırasıyla

 Türklerin Kullandığı Takvimler
  1. 12 Hayvanlı Türk Takvimi
  1. Hicri Takvim
  1. Celali Takvim
  1. Rumi Takvim
  1. Miladi Takvim

Yukarıdaki tabloda görüleceği üzere Türkler, tarihi süreç içerisinde 5 farklı takvim kullanmıştır. Aşağıda bu takvimlerin özelliklerini kısaca ve maddeler halinde derledik. 

1. 12 Hayvanlı Türk Takvim 
  • Türkler tarafından kullanılan en eski takvimdir. 
  • Güneş yılı esasına göre düzenlenmiş olup, her yıl sayı yerine hayvan adıyla anılıyordu. 
  • Takvimde bir yıl 365 gün 5 saat olarak hesaplanmıştır. 
  • İslamiyet öncesi Türk devletlerinde yaygın bir şekilde kullanılmıştır.

2. Hicri Takvim
  • Ayın hareketlerine göre düzenlenmiştir. 
  • Başlangıç yılı olarak, Hz. Muhammed'in (SAV) Mekke'den Medine'ye göç ettiği 622 yılı esas alınmaktadır.
  • Türklerin İslamiyeti kabul etmesinden sonra kullandığı bir takvimdir.
  • Günümüzde halen dini günlerin belirlenmesinde kullanılmaktadır. 

3. Celali Takvim
  • Selçuklu Hükümdarı Melikşah tarafından hazırlatılmıştır.
  • Ömer Hayyam başkanlığında bir kurul tarafından hazırlanmıştır.
  • Güneş yılı esasına göre düzenlenmiştir. 
  • Bir yıl 365 gün 6 saat olarak hesaplanmıştır. 

4. Rumi Takvim
  • Güneş yılı esasına dayanmakta olup, başlangıç yılı olarak Hicret esas alınmaktadır. 
  • Osmanlı Devleti'nde resmi olarak yürürlüğe girişi Miladi takvime göre 1839 yılında gerçekleşmiştir.
  • Rumi takvimde yılbaşı olarak Mart ayı belirlendi.
  • Mali işlerde yaşanan bazı zorluklardan dolayı bu takvim kabul edilmiştir. 
  • Rumi takvim ve Hicri takvim birlikte uygulanmıştır.

5. Miladi Takvim
  • Güneş yılı esasına göre düzenlenen Miladi Takvim, ilk olarak Mısır'da kullanılmış, daha sonra Roma İmparatoru Sezar döneminde geliştirilerek Jülyen takvimi adı ile kullanılmıştır. Son olarak ise Papa 13. Gregory tarafından düzenlenerek Gregoryan takvimi olarak anılmıştır.
  • Başlangıç yılı olarak Hz. İsa'nın doğumu esas alınmaktadır. Hz. İsa'nın doğum yılı sıfır olarak kabul edilip; bundan öncesine Milattan Önce (MÖ), sonrasına ise Milattan Sonra (MS) denilmektedir.  
  • Türkiye'de 1926 yılından itibaren kullanılmaya başlanmıştır. 

Recaizade Mahmut Ekrem Kimdir? Kısaca Hayatı

RECAİZADE MAHMUT EKREM
Tanzimat Edebiyatı'nın önemli isimlerinden Recaizade Mahmut Ekrem, 1 Mart 1847 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. İlköğrenimini tamamladıktan sonra Harbiye İdadisi'ne girdi, ancak sağlık sorunlarından dolayı mezun olamadı. 

Memuriyet hayatına Hariciye Nezareti Mektubi Kalemi'nde başladı. Bir dönem Şura-yı Devlet ve Meclis-i Ayan üyesi olarak görev yaptı. 1880 ile 1888 yılları arasında Mekteb-i Sultani ve Mekteb-i Mülkiye'de öğretmenlik yaptı. 

İkinci Meşrutiyet'in ardından kurulan kabinede Maarif Nazırı olarak görev yaptı. Namık Kemal'le tanıştıktan sonra edebiyat dünyasına adım attı. Namık Kemal tarafından çıkarılan Tasvir-i Efkar gazetesinde yazmaya başladı. Bir süre sonra ise gazetenin yönetiminde yer aldı. 

Artık tamamen kendini edebi çalışmalarına veren Recaizade Mahmut Ekrem, özellikle Muallim Naci ile yaptığı kafiye tartışmasıyla ünlenmiştir. Servet-i Fünun edebiyatının doğmasına büyük katkı sağlamıştır. 1896 yılında Türk edebiyatındaki ilk realist roman olma unvanını taşıyan 'Araba Sevdası' adlı kitabı yayımlandı.

1914 yılında İstanbul'da hayatını kaybetti. 

RECAİZADE MAHMUT EKREM'İN EDEBİ KİŞİLİĞİ

  1. Recaizade Mahmut Ekrem, Tanzimat Edebiyatı'nın ikinci dönem sanatçılarından olup; edebiyatımızın yenileşmesine önemli katkılar sağlamıştır. 
  2. Edebiyatımızın batılılaşma sürecinde önemli bir yeri vardır. 
  3. Eski edebiyatı savunanlara karşı yeniliğin savunucu olmuştur. 
  4. "Kulak için kafiye" anlayışını benimsemiştir.  

RECAİZADE MAHMUT EKREM'İN ESERLERİNDEN BAZILARI

Araba Sevdası
Afife Anjelik
Talim-i Edebiyat
Pejmürde
Muhsin Bey
Takdir-i Elhan
Zemzeme: Bu esere karşılık Muallim Naci tarafından 'Demdeme' yazılmıştır. 

Abdülhak Hamit Tarhan Kimdir? Kısaca hayatı

Abdülhak Hamit Tarhan
Abdülhak Hamit Tarhan, 1852 yılında İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde doğdu. Eğitim hayatına Mahalle Mektebi'nde başladı, ardından Rumeli Hisarı Rüştiyesi'ne gitti. Düzenli bir şekilde örgün eğitim görmedi. Daha çok evde özel dersler alarak yetiştirildi. Hocaları arasında Hoca Tahsin Efendi gibi devrin önemli bilginleri vardı. Abdülhak Hamit Tarhan'ın Hoca Tahsin Efendi ile kurduğu bağ öylesine güçlüydü ki, hocasının ölümünün ardından 150 mısralık bir mersiye kaleme almıştı.

Memuriyet hayatına Bab-ı Ali Tercüme Odası'nda başladı. Babası Tahran Büyükelçiliği'ne atanınca onun yanında Tahran'a gitti ve Farsça öğrendi. İstanbul'a geldikten sonra çeşitli kurumlarda memurluk görevini sürdürdü. 1874 yılında Fatma Hanım'la hayatını birleştirdi. Bu dönemde, tanınmasını sağlayan ilk eser olan 'Duhter-i Hindu' adındaki tiyatro oyunu sahnelendi ve basıldı.  

Çeşitli ülkelerde elçi olarak görev yapan Abdülhak Hamit Tarhan, 1855 yılında eşi Fatma Hanım'ı kaybetti. Duyduğu üzüntü ile kırk gün boyunca onun mezarına giderek 'Makber' adlı şiirini yazdı.

Bir dönem Meclis-i Ayan Üyeliği ve Meclis-i Ayan Başkanlığı görevlerinde bulundu. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Viyana'ya giden Abdülhak Hamit, cumhuriyetin ilan edilmesiyle birlikte Türkiye'ye döndü. TBMM'de İstanbul Milletvekili olarak görev yaptı. 12 Nisan 1937'de vefat etti. 

ABDÜLHAK HAMİT TARHAN'IN BAZI ESERLERİ 

Şiir

Makber
Belde
Validem
Hacle
Sahra
İlham-ı Vatan

Tiyatro

Duhter-i Hindu
İçli Kız
Nesteren
Eşber
Finten
Zeynep
Macera-yı Aşk
İlhan
Turhan



23 Şubat 2019 Cumartesi

Ahmet Mithat Efendi Hayatı Kısaca

Ahmet Mithat Efeendi 
Ahmet Mithat Efendi kimdir? Ahmet Mithat Efendi'nin kısaca hayatı ve eserleri. 

Tanzimat dönemi yazarlarından Ahmet Mithat Efendi, 1844 yılında İstanbul'da doğdu. Babasının ölümünden sonra ailesi geçim sıkıntısı çekti. Bu sebeple de ağabeyinin kaza müdürlüğü yaptığı Vidin'e yerleştiler. Ahmet Mithat Efendi eğitim hayatına Vidin'deki bir mahalle mektebinde başladı, daha sonra İstanbul'daki Sıbyan Mektebi'nde devam etti. Ağabeyinin Niş'te görevlendirilmesi üzerine onun yanına gitti. Burada Niş Rüştiyesi'ni bitirdi. 

Ağabeyinin yeni atandığı yer olan Rusçuk'a gitti ve onun yanında memur olarak görev yapmaya başladı. Tuna Valisi Ahmet Mithat Paşa, onun hem memuriyetteki görevini sürdürüp hem de kendini geliştirmeye çabalamasından dolayı etkilenmiş ve kendi ismini vermişti. Öyle ki Ahmet Mithat Paşa Bağdat valiliğine atandığında onu da yanına aldı. Burada 'Zerva' adında bir gazete çıkardı. 

Ağabeynin vefat etmesi üzerine İstanbul'a geldi ve kendi matbaasını kurdu. Edebiyatımızdaki ilk hikaye kitabı olan "Letaif-i Rivayat" adlı eserini bastı. Bu sırada çeşitli gazete ve dergiler de çıkardı. 

Yazdığı bir yazıdan dolayı Rodos'ta 38 ay sürgün hayatı yaşadı. Bu sırada da çalışmalarını sürdürdü. Af çıkmasının ardından İstanbul'a döndü. Resmi gazete Takvim-i Vekayi'de müdürlük, Vakit gazetesinde ise yazarlık yaptı. Kısa bir süre sonra Tercüman-ı Hakikat gazetesini çıkarmaya başladı.

1912 yılında hayatını kaybetti.

AHMET MİTHAT EFENDİ'NİN BAZI ESERLERİ

Roman

Felatun Bey ile Rakım Efendi
Hasan Mellah
Henüz On Yedi Yaşında
Dürdane Hanım
Çengi

Hikaye

Letaif-i Rivayat
Kıssadan Hisse

Gezi

Avrupa'da Bir Cevelan
Seyyadane Bir Cevelan

22 Şubat 2019 Cuma

Katip Çelebi Kimdir? Kısaca Hayatı


Katip Çelebi
, 1609 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Gerçek adı 'Mustafa' olmasına karşın orduda katip olarak görev yaptığından dolayı halk arasında 'Katip Çelebi' olarak tanınmıştır. Küçük yaşlardan itibaren özel dersler aldı. 

Memuriyet hayatındaki ilk görev yeri Anadolu Muhasebesi Kalemi oldu. 1624 ile 1640 yılları arasındaki Doğu seferlerinde (Bağdat, Revan, Halep) katip olarak görev yaptı. Halep seferi sırasında hac vazifesini yerine getirdi. Halep'te kitapçıları gezerek çok sayıda kitabın isimlerini not aldı. İstanbul'a döndüğünde not aldığı bu kitapların birçoğunu satın aldı. Binlerce kitaptan oluşan bir kitaplığı bulunmaktaydı.

Son katıldığı Revan Seferi'nin ardından İstanbul'a döndü ve kendini okuyup yazmaya verdi. Bu dönemde çok sayıda kitap okudu. Öte yandan dönemin ünlü bilgilerinin (Kadızade Efendi, Keçi Mehmet Efendi, A’rec Mustafa Efendi) derslerine katıldı. Hayatının bundan sonraki sürecinde bir yandan okuyup ve dersler alıp kendini geliştirirken bir yandan da eserlerini kaleme aldı. 

Bir dönem memuriyet hayatını sonlandırdıysa da daha sonra ikinci halife olarak geri döndü. 1657 yılında vefat etti. 

KATİP ÇELEBİ'NİN ESERLERİNDEN BAZILARI

  • Keşfü’z Zünun: Yaklaşık 15 bin kitap ve risale hakkında bilgi veren Arapça bibliyografya sözlüğüdür. Öte yandan bilimler hakkında da bilgiler yer almaktadır. 
  • Cihannüma: Katip Çelebi'ye dünyaca ün kazandıran bir kitaptır. Kitapta bazı ülkelerin coğrafi bilgilerine yer verilmiştir. 
  • Tuhfetü’l-Kibar Fi Esfari’l-Bihar
  • Tütün Risalesi
  • Takvimü’t-Tevarih
  • Mizan-ül-Hakk fi ihtiyar-il-ehak
  • Bozuklukların Düzeltilmesinde Tutulacak Yollar
  • Tarih-i Kostantiniyye ve Kayasıre
  • Siyaset Nazariyesi - Düsturu’l-amel li Islahi’l-halel

21 Şubat 2019 Perşembe

Cahit Sıtkı Tarancı Hayatı Kısaca

Cahit Sıtkı Tarancı, 2 Ekim 1910'da Diyarbakır'da dünyaya gözlerini açtı. Babası Bekir Sıtkı Bey, annesi ise Arife Hanım'dır. 

İlkokulu Diyarbakır'da tamamlayan Cahit Sıtkı Tarancı, öğrenimini İstanbul'da sürdürdü. Burada önce Saint-Joseph Fransız Lisesi'ne, daha sonra da Galatasaray Lisesi'ne gitti. Burada öğrenimini sürdürürken edebiyatla da ilgilenmeye başladı. Öte yandan Ziya Osman Saba ile arkadaşlığı burada başlamıştır. İlk şiiri 'Akademi' dergisinde çıktı. Yine bu dönemde 'Servet-i Fünun' ve 'Muhit' dergilerinde de şiirleri çıktı. Onun tanımasındaki en büyük etken, Peyami Safa'nın Cumhuriyet gazetesinde şiirleri hakkında yazılar yazması olmuştu.

Yükseköğrenim için sırasıyla Mülkiye Mektebi, Yüksek Ticaret Okulu ve Sciences Politiques'e gitmişse de hiçbirini tamamlayamadı. Bir süre memur olarak çeşitli kurumlarda görev yaptı. Bu sırada bir yandan da Cumhuriyet gazetesinde hikayeler kaleme aldı. 

1946 yılında ünlü 'Otuz Beş Yaş' şiirleriyle CHP'nin düzenlediği yarışmada birincilik elde etti. Bu başarı, çok daha fazla tanınmasını sağladı. 

1954 yılında hayatını kaybetti. 

CAHİT SITKI TARANCI'NIN EDEBİ KİŞİLİĞİ

Cahit Sıtkı Tarancı'nın şiirlerinde ölüm ve yalnızlık gibi konular ağırlıktadır. Bunda kişisel yaşamındaki durumu da etkili olmuştur. Onu en çok etkileyen isimlerden biri Fransız şair Charles Baudelaire idi. "Sanat, sanat içindir" anlayışına bağlı kalmıştır.

CAHİT SITKI TARANCI'NIN ESERLERİ

Şiir

Otuz Beş Yaş
Ömrümde Sükut
Sonrası
Bütün Şiirleri
Düşten Güzel

Öykü

Gün Eksilmesin Penceremden

Mektup

Ziya'ya Mektuplar
Evime ve Nihal'e Mektuplar

20 Şubat 2019 Çarşamba

Türk Vatandaşlarının Vizesiz Gidebildiği Ülkeler (2019)

Türk vatandaşları, yapılan ikili anlaşmalar sayesinde 113 ülkeye vizesiz seyahat edebiliyor. Yani 113 ülke, Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Son anlaşma Moldova ile yapıldı. İşte Türk vatandaşlarından vize istemeyen ülkelerin listesi:

TÜRK VATANDAŞLARINDAN VİZE İSTEMEYEN ÜLKELER

Ülke
Vizesiz Seyahat Süresi
Moldova
180 günde 90 günü aşmayacak şekilde.
Andorra
90 gün
Antigua ve Barbuda
180 gün
Arjantin
90 gün
Arnavutluk
90 gün
Azerbaycan
Online vize ve havalimanlarında vize uygulaması var.
Bahamalar
90 gün
Bahreyn
15 gün
Barbados
90 gün
Belarus
30 gün
Belize
90 gün
Bhutan
Turizm acentesi aracılığıyla vize alınabiliyor.
Birleşik Arap Emirlikleri
29 gün
Bolivya
90 gün
Bosna Hersek
180 günde 90 günü aşmayacak şekilde.
Botsvana
90 gün
Brezilya
90 gün
Britanya Virjin Adaları
30 gün
Brunei
30 gün
Cape Verde (Yeşil Burun Adaları)
Kapıda vize uygulaması
Cibuti
Kapıda vize uygulaması
Cook Adaları
180 gün
Doğu Timor
30 gün
Dominika
21 gün
Dominik Cumhuriyeti
30 gün
Ekvador
90 gün
El Salvador
90 gün
Endonezya
30 gün
Ermenistan
Online vize ve kapıda vize uygulaması (21 gün)
Fas
90 gün
Fiji
120 gün
Fildişi Sahili
Online vize uygulaması
Filipinler
30 gün
Filsitin
30 gün
Guetemala
90 gün
Güney Afrika
30 gün
Güney Kore
90 gün
Gürcistan
1 yıl
Haiti
90 gün
Honduras
90 gün
Hong Kong
90 gün
Irak
10 gün
İran
90 gün
Jamaika
90 gün
Japonya
90 gün
Kamboçya
Online vize ve kapıda vize uygulaması (30 gün)
Karadağ
90 gün
Katar
180 günde 90 günü aşmayacak şekilde
Kazakistan
30 gün
Kenya
Online vize ve kapıda vize uygulaması
Kırgızistan
30 gün
KKTC
30 gün
Kolombiya
90 gün
Kosova
180 günde 90 günü aşmayacak şekilde
Komor Adaları
90 gün
Kosta Rika
30 gün
Kuveyt
Kapıda vize uygulaması (30 gün)
Lübnan
90 gün
Madagaskar
Kapıda vize uygulaması (30 gün)
Makau
30 gün
Makedonya
180 günde 90 günü aşmayacak şekilde
Maldivler
30 gün
Malezya
90 gün
Mauritius
180 günde 90 günü aşmayacak şekilde
Meksika
Online vize uygulaması (180 gün)
Moğolistan
30 gün
Monaco
90 gün
Mozambik
Kapıda vize uygulaması (30 gün)
Mynmar
Online vize uygulaması (28 gün)
Nepal
Kapıda vize uygulaması (90 gün)
Nikaragua
90 gün
Niue
30 gün
Özbekistan
30 gün
Palau
30 gün
Panama
180 gün
Paraguay
180 günde 90 günü aşmayacak şekilde
Peru
180 günde 90 günü aşmayacak şekilde
Ruanda
30 gün
Saint Kitts (Saint Christopher) ve Nevis Adaları
180 günde 90 günü aşmayacak şekilde
Saint Lucia
42 gün
Saint Vincent ve Grenadinler
30 gün
Samoa
60 gün
Sao Tome ve Principe
15 gün
Senegal
90 gün
Seyşeller
90 gün
Sırbistan
180 günde 90 günü aşmayacak şekilde
Singapur
30 gün
Soloman Adaları
90 gün
Sri Lanka
Online vize uygulaması (30 gün)
Sudan
Kapıda vize uygulaması (30 gün)
Svaziland
30 gün
Şili
30 gün
Tacikistan
Online ve kapıda vize uygulaması (90 günde 45 gün)
Tanzanya
Kapıda vize uygulaması (90 gün)
Tayland
30 gün
Tayvan
Kapıda vize uygulaması (30 gün)
Togo
Kapıda vize uygulaması
Tonga
31 gün
Trinidad ve Tobago
90 gün
Tunus
90 gün
Turks ve Caicos Adaları
90 gün
Tuvalu
30 gün
Uganda
Kapıda vize uygulaması (90 gün)
Ukrayna
180 günde 90 günü aşmayacak şekilde
Umman
Kapıda ve online vize uygulaması
Uruguay
90 gün
Ürdün
90 gün
Vanuatu
30 gün
Vatikan
180 günde 90 günü aşmayacak şekilde
Venezuela
90 gün
Zambiya
Kapıda vize uygulaması (30 gün)
Zimbabve
Kapıda vize uygulaması (30 gün)


Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı